Aylık Arşivler - Ağustos 2018

Kurban Bayramında Sağlıklı Beslenme

Bayramlar; tüm aile bireylerini bir araya getiren, sevgi, saygı ve mutluluk göstergesi olarak sergilenen geniş sofraların kurulduğu günlerdir. Kurban bayramında da sağlıklı beslenmenin temel özelliklerine, yiyecek-içecek seçimine, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli dağılımına dikkat edilmelidir.

 

Kurban bayramında doğru beslenmek için neler yapabiliriz?

  • Kırmızı et; iyi kalite proteinin yanı sıra demir, çinko, magnezyum, fosfor mineralleri ile B12, B6, B1 ve A vitaminlerini içerir.
  • Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeksizin birkaç saat içinde pişirilerek tüketilmelidir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir.
  • Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmelidir. Kızartmalardan ve kavurmalardan uzak durulmalıdır.
  • Etin ateşe yakın olarak pişirilmesi hem kanserojen öğelerin oluşumuna neden olur. Bu nedenle; etler ateşten 15 santimetre uzakta pişirilmelidir.
  • Pişirmenin yanı sarı saklama koşullarının da sağlıklı olması için etlerinizi büyük parçalar halinde değil küçük parçalar halinde buzluk veya derin dondurucuda muhafaza edebilirsiniz. Buzluk kısmında -2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 derecede daha uzun süre muhafaza edebilirsiniz.
  • Et kullanılarak yapılan sebze ya da kurubaklagil yemeklerine yağ ilave edilmemelidir, etin kendi yağı ile pişmesi sağlanmalıdır.
  • Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine kuyruk/iç yağı veya tereyağı eklemeden, kendi suyunda kısık ateşte pişirilmelidir.
  • Bayram süresince et tüketiminde aşırıya kaçınılmamalıdır. Öğünlerde 2-3 porsiyon (60-90 gram) et tüketimi yeterli ve uygun olacaktır.
  • Beslenme dengesini sağlamak adına etlerin yanında pilav/makarna yerine bulgur/esmer pirinç; asitli içecekler yerine ayran/yoğurt/cacık tercih edilmelidir.
  • Kavurma veya kırmızı et öğle yemeğinde tüketilmeli, akşam öğününde sebze veya kurubaklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir.
  • Günlük 2- 2.5 litre su tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Tatlı tercihinizi şerbetli ya da hamurlu tatlılarından yana değil meyve veya sütlü tatlı olarak tercih edilmelidir.
  • Bayram ziyaretlerinizden sonra kendinize zaman ayırıp gün boyunca aldığınız fazla kalorileri yürüyüş yaparak dengelemeye özen gösterin.

 

Herkese sağlıklı ve mutlu bayramlar.

Daha fazla oku...

Burun Eti ve Tedavisi

NAZAL KONKA :BURUN ETİ

Halk arasında burun tıkanıklığı yapan septum deviasyonu, nazal polip, konka hipertrofileri, geniz eti gibi bir çok duruma burun eti tabiri kullanılmaktadır. Ancak esas bahsedilen  her iki burun kavitesi içerisinde anatomik olarak var olan üç adet burun eti  (konka) lar ve bunlara ilişkin patolojilerdir. Konkalar solunan havanın havanın ısıtılıp nemlendirilmesini sağlayarak solunum fonksiyonu düzenlenmesinde  çok önemli rolleri olan yapılardır.

Her iki burun deliğinde üst, orta ve alt olmak üç adet konka vardır. Konkalar kemik ve onu örten yumuşak dokudan oluşmaktadır. Konkalara  ilişkin sorunlar çoğunlukla kemik veya yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

KONKA PATOLOJİLERİ

Klinik olarak en sık karşılaşılan problem burun tıkanıklığına neden olan alt konka hipertrofisi (büyüme) dir. Bu büyüme çoğunlukla konkanın yumuşak doku kısmından kaynaklanmaktadır. Nadirende konkanın kemik kısmı kalın olabilir.  Alt konkalardaki büyüme enfeksiyöz, allerjik, bazı ilaçların kullanımı, gebelik, gibi durumlara bağlı gelişebilir. Burun orta hat kıkırdağı (nazal septum ) eğriliği durumlarında eğriliğin olduğu tarafın karşısında burun pasajında  alt konka büyümeleri gözlenebilmektedir.

 

Orta konka ile ilgili olarak en sık karşılaşılan anormallik “konka bülloza” adı verilen konkanın kemik yapısının içinde hava olması durumudur. Orta konkanın değişik derecelerdeki pnömatizasyonu olarak tanımlanan konka bülloza genellikle semptom oluşturmamakla birlikte, orta konka bülloza pnömatizasyonun büyüklüğüne göre, nazal septumla olan ilişkisine ve yüzdeki maksiller sinüslerin drenajını etkilemesine göre semptomatik olabilirler. Burun tıkanıklığı, sinüzit, postnazal akıntı, baş ağrısı, koku almada bozukluk  gibi semptomlara neden olabilir. Orta konkanın büllöz olması dışında bazı anatomik varyasyonlarıda (bifid, paradoks orta konka gibi) nadiren klinik semptomların gelişmesine neden olabilir.

Üst konka patolojileri ise çok nadirdir.

Konka patolojileri çoğunlukla ışık altında burun muayenesi veya endoskopik burun muayenesi ile  tanı konulabilinmektedir. Tomografi ile hem konkaların durumu hemde sinüslerin durumu net olarak ortaya konulabilinir.

TEDAVİ

Alt konka hipertrofilerinde medikal tedaviler birinci sırada yer almaktadır. Öncelikle varsa enfeksiyon  tedavi edilmelidir. Özellikle allerjik kaynaklı olduğu düşünülen alt  konka büyümelerinde kortizon içeren spreyler kullanılmaktadır. Medikal tedaviye yanıt alınamayan olgularda cerrahi müdahale planlanmalıdır.  Mukozanın çıkarıldığı cerrahi prosedürler  tercih edilmemektedir. Mukozanın korunduğu submukozal rezeksiyon  uygulamaları daha doğru yaklaşımlardır. Günümüzde radyo frekans yöntemi ile  mukoza altı dokuların ısıtılılarak fibrosiz oluşturup büzüşmesi sağlanarak konka küçültme işlemi efektif ve pratik bir yöntem olarak sıklıkla uygulanmaktadır. Eğer konka kemik kısmında büyüme varsa mukoza korunarak  sadece kemik kısım çıkarılmaktadır.

Orta konka büyümelerinde ancak semptomatik problemler oluşturuyorsa cerrahi müdahale uygulanır.  Eğer hastada burun tıkanıklığı veya sinüzit gibi herhangi bir şikayete neden olmamış ise  müdahale yapılması önerilmez. Endoskop eşliğinde hem orta konkaya hemde sinüs problemlerine aynı anda müdahale etmek mümkündür. Konka büllozanın tedavisinde cerrahi olarak bir kısmının çıkarılması işlemi uygulanır.

Daha fazla oku...

Obsesif Kompulsif Bozukluk – Takıntı Hastalığı

Takıntılar ya da tıbbi literatürde daha yaygın kullanım şekliyle obsesyonlar, kişiyi rahatsız eden, tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu veya dürtülerdir. Kişi çoğunlukla obsesyonunun mantıksız olduğunun farkındadır ancak yine de bu düşünceleri zihninden atmakta zorlanır. Çoğunlukla takıntılara kompülsiyon (zorlantı) dediğimiz bazı davranışlar eşlik eder. Kompülsiyonlar, kişinin takıntısından kaynaklanan sıkıntıyı gidermek için  yaptığı veya yapmak zorunda hissettiği tekrarlayan davranışlar veya düşüncelerdir. Bu nedenle hastalık psikiyatride obsesif-kompülsif bozukluk olarak tanınır.

 

En çok rastlanan obsesyon bulaşma (herhangi bir hastalık veya tiksinilen bir nesneye dokunma vb) ve buna mukabil ortaya çıkan temizlenme kompülsiyonudur. Aşırı el yıkama bazen derinin tamamen tahrip olmasına dahi yol açabilir; kişi günün büyük bir kısmını yıkanarak veya bulaşma korkusuyla dışarı çıkmayıp kendini izole ederek evde geçirebilir. Sıklıkla rastlanılan bir diğer takıntı şüphedir (ocak açık mı?, kapı kilitli mi?, her şey yerli yerinde mi? hata yaptım mı?). Bu şüpheler ise kontrol  kompülsiyonuyla beraberdir. Örneğin kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir, bazı sözlerin söylendiğinden emin olana kadar defalarca tekrar edilebilir. Bunların dışında birçok obsesyon olabilir, örneğin cinsel, dini takıntılar (günahkar mıyım, değil miyim?), kötülük veya kötü bir şey yapacağından korkma takıntısı, kontrolü kaybedebileceğinden korkma, her şeyin yerli yerinde ve düzgün (simetrik) olması takıntıları da klinikte sık görülen takıntılardandır. Her takıntı hastalık boyutunda değildir. Ancak kişi takıntıları nedeniyle günlük hayatında, işyerinde ve sosyal çevresinde birtakım sorunlar yaşamaya başlıyorsa, bu takıntılar hayatının önemli bir kısmında karşısına zorluk olarak çıkıyor ve önemli zamanını almaya başlıyorsa o zaman  psikiyatrik tedaviyi gerektirir bir durum var denilebilir.

Daha fazla oku...