Bel Ağrıları

Bel Ağrıları

Dünyanın herhangi bir zaman ve herhangi bir yerindeki birinci basamak sağlık birimlerinde karşılaşılan yakınmalar içinde sıklık sırasında baş ağrısından sonra 2. sıradadır ve tüm hastalık belirtilerinin yaklaşık % 15’ini oluşturur. İnsanların % 60-90’ı yaşamlarının herhangibir diliminde bel ağrısı çekerler. Son yıllarda zaten dikkat çekici olan bu oranlarda artış eğilimi gözlenmektedir. Bu durumun olası nedeni, gelişen teknolojik ortamlardan kaynaklanan işyeri, ev ve kısacası şehir tipi yaşamdır.

İnsan teknolojiyi doğaya hakim olmak, giderek daha çok refah içinde yaşamak adına aslında kendi doğasını değiştirmekte, dolayısıyla insan sağlık ve hastalıklarına bakış ve yaklaşım da dönüşmektedir. Bu bağlamda bel ağrılarının nedenleri, önlemleri, tedavileri konusunda tartışmak uygun ve gereklidir.

Konu başlığını bel fıtıkları olarak vermememizin nedeni aslında tüm bel ağrılarının yalnızca % 1-3’ünün bel fıtığı olmasıdır. Bir başka deyişle bel ağrılarının tümü bel fıtığı değildir, önemli bir kısmı taklit eden hastalıklardır. İsterseniz biraz hangi tür hastalıkların bel fıtığını taklit ettiğinden konuşalım:

Bu konuda uzun ve ayrıntılı bir liste hazırlamak olanaklıdır, ancak biz uzmanlık dallarına göre ana başlıklar şeklinde sunmayı yeğledik. Üroloji, Kadın Doğum Hastalıkları, Ortopedi, Travmatoloji, Genel Cerrahi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Nöroloji, Damar Cerrahisi, Romatoloji(Romatizmal Hastalıklar), Enfeksiyon Hastalıkları, Onkoloji(Kanserbilim), Geriatri(Yaşlılık Bilimi), İmmünoloji, Psikiyatri, Dermatoloji(Deri Hastalıkları), Spor Hekimliği …başka bir hekimin elinde listeyi uzatmak olanaklıdır.

Bu geniş tıp anadal yelpazesini tek tek konuşmak yer ve zaman alır, bu köşenin sınırlarını da aşar. Bu nedenle yalnızca iki adet örnek verelim. Urolojik Hastalıklardan basit bir idrar yolu enfeksiyonu veya Deri Hastalıklarından halk arasında da zona olarak tanınan Zona zoster(virüslerin neden olduğu, sinir köklerini tutan uçuk benzeri bir sinir ve cilt hastalığı) bel fıtığını taklit edebilir ve bu örnekler konunun genişliği hakkında fikir verebilir.

Elbette bu denli geniş bir konuda hastaya ve hastalığa hakim olmak hekimlerin işidir. Ancak tek tek kişilere de sağlıklarını korumak adına görevler düşer. Bunun yolu yazının başlarında sunulan yönlerden konuyu akılda tutmak ve şehir tipi yaşamın sağlığa olumsuz etkilerinini giderecek, bunlardan korunacak yollar aramaktır. Bu amaçla oturulacak sandalye ve koltuğun ergonomik(çok basit bir ifadeyle bel kavsini kavrayacak arkalığa sahip) seçilmesi, uygun ergonomik yatak seçimi, uzun süre oturularak yapılan işte çalışanların zaman zaman kalkıp bel kaslarını çalıştırması, en azından yürümesi, yerden kaldırılacak eşyanın bir toplu iğne olsa bile dizleri kıvırarak ve vücudu dik tutarak alınması, bel kuvvetlendirici sporlar yapılması(yüzme özellikle yararlıdır) vb. önlemler son derece önemlidir.

Tüm bunlar yapılsa bile yine de bel fıtığına yakalanmanız olasılığı vardır. Bel fıtığı hastasının tedavisinde belki de son durak yukarıdaki anadal listemizde sayılmayan, ancak elbette ki konuyla yakından ilgili Beyin ve Sinir Cerrahisidir. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı daha önce sayılan tüm olasılıkları akılda bulundurup, hastalığı diğer bel rahatsızlıklarından ayırırarak tedavi  etmeye çalışır. Tedavisinde son seçenek ameliyattır. Ameliyat kararı vermesinde hastalıklar kadar hastaya ait özellikler de etken olur(yaş, cinsiyet, meslek, hastanın başka hastalıkları vb). Genelde ameliyat kararı; bacak kuvvetinde azalma veya ayak felçleri, istirahat veya ilaçlarla giderilemeyen ağrılar, idrar kaçırma türünde sorunlar, diz veya ayak bileği refleks kusurları gibi durumlarda verilir.

Bel fıtığı bel omurları arasında yastık görevi yapan dokunun bulunduğu yerden taşarak bacağa giden sinir köklerine basması demektir. Tedavi seçeneği cerrahi olduğunda Beyin ve Sinir Cerrahı uygun yöntemle ilgili bölgedeki basıyı kaldırarak siniri rahatlatır. Yukarıda sunulan türde bir bakış açısıyla yaklaşıldığında, uygun tanı ve cerrahi yöntemlerle, belirti ve bulguların giderilmesi  dramatik iyileşme sağlar. Ancak sonrasında da yine olumlu bir bel kullanma alışkanlığı geliştirilmesi, aynı veya başka bir seviyeden bel fıtığına yakalanılmaması açısından önemli ve gereklidir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir