Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuk Beslenmesinde Geleneksel Besinler

Çocuklar için sağlıklı beslenme anne karnında başlar ve büyüme tamamlandığı 20 li yaşlara kadar devam eder. Çocukluk çağı boyunca en hızlı büyüme bebeklik (ilk 2 yaş) ve ergenlik dönemlerinde gerçekleşir. Bu nedenle bebeklik ve ergenlik dönemleri sağlıklı yada optimal beslenme açısından önemlidir.

Ülkemiz geleneksel besinler açısında zengin bir kültüre sahiptir. Sosyal kültürel ekonomik ve fiziksel yararlara sahip olan geleneksel besinler bölgelere göre çeşitlilik gösterir. En bilinen geleneksel besinler: sütten yapılan yoğurt, ayran, kafir, peynir, etten yapılan pastırma, sucuk, kavurma, buğdaydan yapılan bulgur ,dövme, erişte ,tarhana, turşu, kurutulmuş sebze(domates biber patlıcan), pekmez, kurutulmuş meyveler (kayısı üzüm incir elma armut) dir.

 

Yoğurt:

            Kemik gelişimi ve sağlığı için esas olan kalsiyum, B vitaminler ribofilavini, vitamin b12 ve folik asittten zengindir.

Yoğurt yüksek miktarda probiyotik içerir. Bu probiyotikler, bağırsak duvarında bulunan ve besin emilimini sağlayan villusların yapısını koruyarak bağırsak hareketlerini düzenler. Bu sayede kabızlık, ishal, hazımsızlık gibi sıkıntıların da önüne geçer.

Yoğurt bağışıklık sistemini destekleyen, hastalık ve enfeksiyon gibi durumlarla savaşan T hücrelerinin aktivasyonunu artırıyor ve daha güçlü hale getiriyor. Bağırsak sağlığı için önemli dost bakteriler sayesinde de bağışıklığı destekleyerek vücudu enfeksiyona karşı dirençli hale getiriyor.

 

Bulgur:

Bizim kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir.  Buğdayın kaynatılması ile elde edilir. Kaynatma sırasında suya geçen tüm besin öğeleri emildiği için başta tiamin olmak üzere B12 dışındaki B vitaminleri ve bir çok mineralden zengindir.

Bulgurun uzun süre tokluk vermesi, kana yavaş bir şekilde karışıyor olması hem kan şekerinin ani iniş çıkışlarını engeller hem de kilo kontrolüne yardım eder.

 

Tarhana:

Tarhana buğday unu veya  kepeksiz buğday yarmasına yoğurt, maya, domates, biber ve soğan gibi çeşitli sebzelerle nane, dereotu  gibi çeşitli aromalı otlar ve tuz eklenip yoğrularak elde edilen hamurun 1-5 gün süreyle fermantasyona bırakılması ve ardından kurutulmasıyla elde edilen sağlıklı, sindirimi kolay, beslenme değeri yüksek ve geleneksel bir fermente Türk gıdasıdır. Tarhana, üretiminin kolaylığı yanında ucuz, dayanıklı ve besleyici olması nedeniyle ülkemizde yaygın olarak tüketilmektedir.

Diğer bazı ülkelerde de ülkemizde üretilen tarhanaya benzer ürünler üretilmektedir. Örneğin; Yunanistan’da trahana, Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün’de yapılan kishk, Irak’ta kushuk, Macaristan ve Finlandiya’da tahonya/talkuna tarhanaya benzer ürünler arasındadır

Tarhana yapımı hemen her bölgede temelde aynı olmakla birlikte gelenek, görenek ve beslenme alışkanlıklarına göre farklı bileşimlerde tarhanalar üretilebilmektedir. Yapımındaki farklılıklara rağmen iki ana hammaddesi tahıllar ve yoğurtdur.  Ayrıca ülkemizde bazı bölgelerde tarhanaya süt, soya fasulyesi, mercimek, nohut, mısır unu ve yumurta da katılmaktadır . Tarhana üretiminin fermentasyon aşaması yoğurt bakterileri ve mayalar tarafından gerçekleştirilmektedir. Hayvansal ve bitkisel kaynakları içeren tarhana protein vitamin ve mineralden zengindir. Bundan dolayı bebek çocuk ve yaşlı beslenmesinde önemli yere sahiptir.

 

 

Pekmez:

 

        Eskiden tatalandırcı olarak kullanılan doğal bir besindir. Çoğunlukla üzüm olmak üzere dut, incir, elma, ve keçiboynuzu gibi meyvelerin kayantılarak yoğunlaştırılması ile elde edilir. Pekmez, glikoz ve fruktoz içerdiğinden, sindirime gerek kalmadan tüketildikten kısa bir süre sonra kana karışmaktadır. İçeriğindeki kalsiyum, potasyum, magnezyum, krom, demir ve B (B1,B2,B3) vitaminleri nedeniyle yüksek düzeyde vitamin ve mineral kaynağıdır. Yüksek enerji içeren pekmez özellikle çocuklar, sporcular, gebe ve emziren anneler için önemli bir besin kaynağıdır. Vücutta kan hücrelerinin (alyuvarların) oluşumunu sağlayan pekmez demir yönünden zengin olduğu için kansızlığa iyi gelmektedir

Daha fazla oku...

Bebeğiniz neden sürekli ağlıyor ?

Yenidoğan bebeklerde en sık rastlanan sağlık problemlerinin başında “kolik” geliyor. Kesin nedeni tam olarak saptanamayan kolik sebebiyle bebekler, gün içerisinde saatlerce ağlayarak anne ve babasına zor anlar yaşatabiliyor.

Kolik, bebeğin bağırsak sisteminin tam olgunlaşmaması ya da gelişmekte olmasından da kaynaklanabilir. Annenin sigara içmesi, yaşının ileri oluşu ve ilk bebek olma durumu diğer risk faktörleri arasında yer almaktadır. İnek sütü protein alerjisi ve diğer alerjiler de kolik konusunda suçlanmaktadır.

Koliğin ana belirtisi ağlama krizleridir. 3 ayın altındaki bir bebekte adeta durdurulamayan ağlama krizleri günde en az üç saat sürebilir. Bu tablo, haftada üç gün ve ayda üç haftaya yayılmaktadır. Genelde bu bebekler, akşam saatlerinde ve hemen hemen aynı saatlerde ağlarlar. Ağlama sırasında yüzleri kızarır, karınları belirgin olarak şiştir ve bacaklarını karınlarına doğru çekerler. Bazen kendilerini arkaya doğru atar gibi bazen ellerini yumruk yaparak bazen de bacaklarını tekme atar gibi hareketler yaparak ağlayabilirler.

DÖRDÜNCÜ AYA DOĞRU DÜZELİR

Kolik, genelde 4. aya doğru düzelir. Tedavisi içinse birçok alternatif bulunmaktadır ancak bunlar tüm bebeklerde aynı oranda etkili olmamaktadır. Tedavi seçeneklerinin ana başlıkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin diyetinin düzenlenmesi,
  • Mama ile beslenen bebeklerde uygun mamaların seçilmesi,
  • İlaç tedavisi (Gerekmedikçe kullanılmamalı veya endikasyon iyi konulmalı)
  • Probiyotikler (Faydalı bazı bakterilerin kullanılmasıdır)
  • Bitki özleri
  • Kayropraktik tedavi
  • Masaj

 

KALICI BİR HASARA YOL AÇMAZ

Kolik, bebeklerde kalıcı bir hasara yol açmaz. Ancak infantil kolik tarzında ağlama krizleri olan bebekler, en az bir kez doktor muayenesinden geçmeli ve başka bir hastalık nedeni ile ağlamadıkları kanıtlanmalıdır. Bazen tek bir doktorun dediğiyle yetinmeyen aileler, bebeklerini hastane hastane gezdirmekte ve bu süreç bebeği daha çok yıpratmaktadır. Bebekte kilo alamama, halsizlik (emmeme), kusma, ishal, ateş, isteksizlik veya kabızlık yoksa genelde herhangi bir tetkike gerek yoktur.

Kolik bir hastalık değildir. Bu, bebek gelişiminin ana aşamalarından birisidir.

 

AĞLAMA KRİZİ SIRASINDA NE YAPMALI?

  • Mümkün olduğunca sakin olun, gerilmeyin.
  • Güler yüzle bebekle göz teması kurmaya çalışın.
  • Bebeğinizi bağrınıza basarak karnını ısıtın. Bunu ütü ile ısıtılmış bez ya da ısıtma pedleri ile de yapabilirsiniz.
  • Bulunduğunuz odada sakinleştirici müzikler açın.
  • Bebek emziği kullanın.
  • Rezene ve nane gibi bitki çayları içirmeyi deneyin.
  • Su ve süpürge sesi bazı bebeklerin hoşuna gidebilir, unutmayın.
  • Son seçenek olarak bebekle birlikte ufak bir araba yolculuğuna çıkın.
Daha fazla oku...

Beta Anjini ve Kızıl

BETA ANJİNİ NEDİR?

Okul sezonu boyunca, anne babaları en çok endişelendiren konulardan biri beta enfeksiyonudur. Kısaca beta diye adlandırdığımız bakterinin tam adı ‘ Grup A Beta hemolitik streptokok’ tur. Bu grup bakteriler; anjin, farenjit, cilt enfeksiyonu ( impetigo ), kızıl, zatürre, eklem ve kemik enfeksiyonları, menenjit gibi enfeksiyonlara yol açabilirler. Özellikle kış aylarında boğazda yerleşerek anjine yol açarlar.

Belirtileri Nelerdir?

Hasta çocukta boğaz ağrısı ve ateş görülür. Ancak unutulmamalıdır ki, çocuklarda boğaz ağrısının nedeni bazen de virüslerdir. Anjinin nedeninin beta mı yoksa bir virüs mü olduğunun ayırt edilmesi ve tedavinin buna göre planlanması çok önemlidir. Çünkü virüsler antibiyotik gerektirmezken, beta bakterisi için uygun antibiyotik tedavisinin uygun süreyle kullanılması çok önemlidir. Bu ayırım için doktorunuz, muayene bulgularını değerlendirecek, belki de boğazdaki bakteriyi saptamaya yönelik testler veya boğaz kültürüne gerek duyacaktır.

 

KIZIL NEDİR?

Beta bakterisinin bazı türleri de, hassas kişilerde ateşli ve döküntülü bir hastalık olan kızıla yol açar. Kızılın diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı, tedavide antibiyotik kullanılmasıdır.

Belirtileri nelerdir?

Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini kötü hisseder, başağrısı, karın ağrısı, bulantı görülebilir. Bakteri boğaza alındıktan yaklaşık 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü, yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır, kasık ve koltuk altlarında daha yoğundur. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür. Bu sırada, hasta çocuğun dili de kırmızı veya beyaz çileğe benzer bir görünüm alabilir.

Nasıl Tespit Edilir?

Boğazda streptokok bakterisinin gösterilmesiyle ayırt edilir.

Kızıl Bulaşıcı mıdır?

Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır.

Daha fazla oku...

Bebeklerde Gaz Sancısı

Bebeğiniz, akşama doğru birden huysuzlanıyor, durmadan ağlamaya başlıyor. Bacaklarını karnına çekiyor, kızarıp bozarıyor, ellerini yumruk yapıyor, sanki canı çok acıyormuş gibi ağlıyor. Üstelik bu durum, haftanın çoğu günü aynı saatlerde tekrarlanıyorsa gaz sancısı olduğunun belirtileridir.

Ne zaman ortaya çıkar?
Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda biter.

Daha fazla oku...

Altıncı Hastalık (Roseola İnfantum)

Anne babaların altıncı hastalık adıyla tanıdığı Roseola, herpes ailesinden bir virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. Ateş nedeniyle hastaneye götürülen bebeklerde sık görülen bir enfeksiyondur. En sık 6-18 aylar arasında, bazen diş çıkarma ile birlikte görülür.

Bebekte 40 dereceye varabilen bir ateş görülür.Bu yüksek ateşli dönem, 3-4 gün sürebilir. Bu sırada bebekte yapılan muayenede, tanı koydurucu belirgin bir bulgu saptanmaz.

Ateşli dönemin ardından, aniden ateş kaybolur ve özellikle gövde, boyun ve kollarda soluk kırmızı döküntü ortaya çıkar

Döküntü başladığında, bebekte başka bir hastalık belirtisi kalmamış, ateş düşmüştür. Bağışıklık sistemi normal olan çocuklarda, herhangi bir komplikasyona yol açmaz. Döküntü 1-2 günde kaybolur.

Daha fazla oku...