Göz Hastalıkları

Glokom Tedavisi | Göz Tansiyonu

 

6-12 Mart olarak belirlenen Dünya Glokom Haftasında göz tansiyonu yönünden kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın!

Tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybına neden olan ve halk arasında Göz Tansiyonu ya da Karasu olarak da bilinen Glokom, kırk yaşın üzerindeki her 40 kişiden 1’inde görülür ve hastalığın ortaya çıktığı 10 kişiden 1’inde total körlüğe neden olabilir.

 

Glokom(göz tansiyonu) hastalığı nedir?

Göz içindeki sıvı basıncının görmeyi sağlayan göz sinirine zarar verebilecek düzeyde olmasıyla ortaya çıkar. Zamanında tedavi edilmezse görme kaybına yol açar.

Belirtileri nelerdir?

Glokom’un en önemli özelliği sinsi seyirli olması ve hemen hiçbir belirti vermeden yavaş yavaş çevreden merkeze doğru görme kaybı yaratabilmesidir. Bazı hastalarda başağrısı, çevrede bazı bölgeleri görememe ve göz önünde renkli ışık haleleri görme gibi bazı belirtilerin erken dönemde farkedilebilmesine karşın çoğu hastada belirgin görme kaybı yaratıncaya kadar hastalığın varlığı anlaşılamaz.Göz tansiyonu tek kriter değildir ve göz tansiyonu normal ölçülen ve göz siniri hassas olan kişilerde de Glokom hastalığı görülebilir.

 

Hangi yaş grubunda görülür?

Glokom herkeste ve her yaşta görülebilir. Ancak, 40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde Glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, hipotansiyonu, miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar ve uzun süreli kortizon kullananlar Glokom’un daha sık görüldüğü grupta yer alırlar.

 

Tedavisi nasıl yapılır?

Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra bugün için tedavide amaç, göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Bu amaçla uygulanabilecek yöntemler ilaç tedavisi, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olarak üçe ayrılabilir. Glokom’da ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılmayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler de son yıllarda giderek artan oranda başarılı olmakta, sürekli ilaç kullanım zorunluluğunu da ortadan kaldırarak etkili tedavi sağlayabilmektedir.

Daha fazla oku...

Çocuklarda ‘’Plus Optix’’ ile Güvenli Göz Muayenesi

PLUSOPTIX ile 0-4 Yaş Arası Çocuklarda Göz Taraması Artık Çok Kolay!  

Yenidoğan bebeklerde  ve çocuklarda görülebilen göz hastalıklarında, erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.

Çocuklarda görme sorunları bebeklik döneminden itibaren başlayabilir.Halk arasında bebeklerde göz bozukluğu olmayacağı veya bebeklerin gözlük takamayacağı gibi bir inanış vardır. Bu doğru değildir, çünkü erken dönemde bir gözü veya her iki gözü ileri derecede bozuk olan bebekte görme yetisi iyi gelişemez bir veya iki gözde görme tembelliği oluşur. Kırma kusuru olan yani halk tabiri ile bozuk olan gözde oluşan bulanık görüntü nedeniyle çocuk beyni doğru ve net görmeyi öğrenemez. Görme gelişimi bittiğinde fark edilen görme azlığı 9 yaşına kadar fark edilmez ise tedavisi mümkün olmayabilir. Bu nedenle erken dönemde gözlük gerekebilir.

Bu nedenle, özelikle 0-4 yaş arasındaki çocukların mutlaka göz kontrolünden geçmesi gerekiyor.

Erken tanı ile teşhis edilen göz hastalıklarında tedavi şansı daha yüksektir.

Erken tanı için dikkat edilmesi gerekenler ;

*  Anne-babaların ilk bir aydan sonra bebeğin göz fonksiyonlarını takip etmesi, bebeğin kendileri ile göz kontağı kurup kurmadığına dikkat etmeleri gerekir.

* Bebek bu ilişkiyi kuramıyorsa veya gözünde dıştan fark edilecek bir renk ve şekil farklılığı varsa doktora başvurulmalıdır

* Prematüre bebeklerin doğumdan bir ay sonra rutin göz doktoru muayenelerinin başlaması önerilir.

*  Normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin ilk aydan sonra yapılan muayenesinde göz sağlığı normal bulunursa  4 – 6 ay sonra ayrıntılı muayene yapılmalıdır.

* Bebeklerin gözlerindeki şaşılık ve görme kusurları ilk aydan sonra bebek büyüdükçe ortaya çıkar. Bu dönemde kontrol edilmesi gerekir.

*Okurken ya da televizyon izlerken başını sürekli bir yöne çevirme

*Başını eğme

*Bir gözünü kapalı tutma

*Sık sık göz ovalama kırpma

*Gözlerini kısarak bakma

*Okur veya yazarken çok yakından bakma, satır kaydırma veya  parmakla takip etme

*Kısa sürede dikkat dağılması

*Sık baş ağrısı  şikâyetleri varsa çocuğunuzun gözü bozuk olabilir.

Daha fazla oku...

Diyabetik Retinopati

Diyabet(şeker hastalığı) olan kişilerde ortaya çıkabilecek olan göz problemidir. Günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelir. Retinayı besleyen ince kan damarlarının zarar görmesi ile ortaya çıkar. Damarların zarar görmesi ile birlikte kan sızıntısı da başlar. Bu rahatsızlığın başka bir özelliği de retina yüzeyinde yeni kan damarlarının oluşmasına neden olmasıdır. Oluşan damarlarda da kolayca kanama görülmektedir.

DİYABETİK RETİNOPATİ NEDENLERİ

*Kan şekerinizin yüksek olması veya yüksek tansiyon

*Ayrıca kolesterol seviyeniz yüksekse (kanınızda trigliserit adı verilen yağ asidinin yüksek seviyede olması)  diyabetik retinopati riskini artarır.

DİYABETİK RETİNOPATİ NASIL SAPTANIR

*Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.

*Optik koherens tomografi (OCT): Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

*Fluoresein anjiografi (FFA): Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyalı madde enjekte edilerek her iki gözden retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.

 

DİYABETİK RETİNOPATİ TEDAVİSİ

Hastalığın hangi tip olduğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Diyabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir.  Laser tedavisi diyabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir. Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Son yıllarda, özellikle diyabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır. Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diyabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır. Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmektedir.

Daha fazla oku...

Çocuklarda Göz Sağlığı

Çocuklarda Göz Sağlığı

Çocuklarda gözlük kullanımı gerektirecek göz bozuklukarı ( miyop, hipermetrop, astigmat ) , katarakt, glokom, şaşılık, gözyaşı kanal drlığı gibi farklı hastalıklarla karşılaşılabilmekle birlikte bunların erken tanı ve tedavisi oldukça önem aszetmektedir.

Özellikle göz tembelliği gelişiminin engellenmesi açısından erken yaşlarda göz muayenesinin yapılması ve gerekli tedavinin uygulanması gerekir. Çünkü göz tembelliğinin ileriki yaşlarda tedavisi pek mümkün olamamaktadır.

Ankara Çocuk Doktoru

Ankara Çocuk Göz Doktoru

Ankara Göz Doktoru

Daha fazla oku...

Glokom ve Tedavisi

Glokom Nedir?

Glokom , göz içi basıncının görme sinirine zarar verecek düzeyde yükselmesiyle ortaya çıkan, halk arasında KARASUolarak bilinen tedavi edilmediği takdirde körlükle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.

Göziçi basıncının 20 mmHg ‘nın üzerinde olması yüksek olarak kabul edilirkentek başına glokom teşhis ve tedavi kararı için yeterli değildir. Birçok farklı ileri test ve ölçümlerle birlikte değerlendirilip karar verilmelidir.

Daha fazla oku...

Katarakt ve Tedavisi

Katarakt Nedir?

Katarakt gözün doğal merceğinin saydamlığını kaybedip odaklaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle yaşa bağlı ortaya çıkmasına rağmen yeni doğan bebeklerde, şeker hastalarında, göz travmalarından sonra, uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı sonrasında da oluşabilmektedir.

Katarakt Tedavisi

Kataraktın tedavisi cerrahidir ve günümüzde fakoemülsifikasyon yöntemiyle yapılmaktadır. Halk arasında dikişsiz ameliyat olarak bilinir ve hastanede yatmayı gerektirmeden çok kısa sürede bu operasyon yapılabilmektedir.

Ameliyat öncesi göze sadece belirli damlaların damlatılmasıyla göz ameliyata hazırlanır ve genellikle 10-15 dakikalık bir sürede ameliyat tamamlanmaktadır. Gerek ameliyat sırasında gerekse ameliyat sonrası ağrı hissedilmemektedir.

Daha fazla oku...