Kalp ve Damar Cerrahisi

Anjio Nedir?

Vücudumuzdaki organların canlılığını koruyabilmeleri ve görevlerini yapabilmeleri için oksijen ve besin maddelerine gereksinimleri vardır. Gerekli olan oksijen ve besin maddeleri organlara atardamar (arter) yoluyla kan ile taşınır. Kanın atardamarlara pompalanması işini kalbimiz yapar.

Kalbimizin görevini yapabilmesi için beslenmesi gereklidir. Kalbin kendisini besleyen damarlara “koroner damar” (koroner arter) denmektedir. Koroner arterlerde damar sertliği sonucu oluşan daralma veya tıkanma neticesinde kalbimiz yeterince beslenemez ve görevini aksatır. Sonuçta pompa görevi aksadığından kan aracılığıyla organlarımıza ulaşan oksijen ve besin maddeleri azalır ve zamanla çeşitli organlara ait belirtiler ortaya çıkar.

 

RİSKLER NELER?

Koroner arter hastalığının risk faktörleri ise şunlardır:

  • Yaş ve cinsiyet
  • Kişisel veya ailesel öykü
  • Sigara içmek
  • Kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon)
  • Şeker hastalığı
  • Kolesterol yüksekliği
  • Şişmanlık
  • Fiziksel aktivite azlığı

 

KORONER ANJİYOGRAFİ NEDİR?

Koroner anjiyografi bir tanı yöntemi olup bir ameliyat türü değildir. Koroner anjiyografi kalp damarları (koroner arter) içine özel bir ilaç verip, özel bir görüntüleme sistemi kullanılarak görüntülerinin alınması işlemidir. Koroner anjiyografi, anjiyografi cihazı ve eğitimli-deneyimli kardiyoloji uzmanı ile sağlık personelinin bulunduğu gelişmiş laboratuarlarda yapılır. İşlem için hastanın uyutulmasına gerek yoktur, işlem süresince hasta uyanıktır ve konuşabilir.

KORONER ANJİYO NEDEN YAPILMALIDIR?

Koroner arter hastalığının özellikle kalp hastalığı risk faktörlerine sahip kişilerde erken tanı ve tedavisi hayati önem kazanmaktadır. Amaç kişiyi olası kalp krizinin sonuçlarından korumaktır. Bu nedenle EKG, EKO (ekokardiyografi), eforlu EKG (koşu bandı) gibi kardiyolojik tetkikler neticesinde koroner arter hastalığı şüphesi görülen kişilerde tanının kesinleşmesi için koroner anjiyografi denen tanısal işlemin yapılması gereklidir.

HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?

  • Risk faktörü olup koroner arter hastalığı düşündüren göğüs ağrısına sahip kişilerde,
  • Kalp krizi geçirenlerde,
  • Daha önceden koroner girişim (balon-stent) veya koroner arter ameliyatı olup göğüs ağrısı tekrarlayanlarda,
  • Koroner arter hastalığı dışında kalp ameliyatı (kalp kapağı) olacak kişilerde,
  • Kalp dışı damar (arter) ameliyatı olacak kişilerde,
  • Hayatı tehdit eden ciddi ritim bozukluğu olanlarda,
  • Girişimsel olmayan testlerde (EKG, ekokardiyografi veya eforlu EKG) anormalliği olan riskli kişilerde koroner anjiyografi ile kalp damarları görüntülenmelidir.

 

KARDİYOLOJİ KLİNİĞİMİZ

Kardiyoloji kliniğimizde, klinik kardiyovasküler hastalıkların ayakta veya yatarak takibi yanında (poliklinik ve servis hizmetleri), girişimci kardiyoloji kliniği (anjiyografi, koroner, periferik damarların girişimsel tedavisi), kalp pili takılması, non-invazif tanı üniteleri (ritim ve tansiyon holteri, ekokardiyografi laboratuarı, efor testi) hastanemizde bulunmaktadır.

 

HASTA OLMAYANLAR DA BİLİNÇLENMELİ

Kliniğimizde kardiyovasküler hastalığı olan tüm hastalarımız tetkik ve tedavi edilmektedir. Hipertansiyon hastaları, koroner damar hastaları, aritmili hastalar, kalp yetersizliği hastaları, kalp kapak hastalıkları, erişkin yaşta doğumsal kalp hastaları modern imkanlarımız ile tetkik ve tedavi edilmektedir.

Ayrıca, koruyucu ve risk faktörlerine yönelik aydınlatıcı bilgi vermeye yönelik hizmetlerimiz de hekimlerimiz tarafından verilmektedir.

Amacımız, kalp ve damar hastalarının güncel, çağdaş yöntemlerle tanı ve tedavisini sağlamak, bilimsel, çağdaş hastanecilik uygulamaları ile hastalarımıza en iyi hizmeti vermektir. Ayrıca hasta olmayan kişilerin de kalp sağlığı açısından uyarılmasını, eğitilmesini, koruyucu hekimlik prensiplerimiz çerçevesinde gerçekleştirmekteyiz.

Amacımız, kalp ve damar hastalarının güncel, çağdaş yöntemlerle tanı ve tedavisini sağlamak, bilimsel, çağdaş hastanecilik uygulamaları ile hastalarımıza en iyi hizmeti vermektir.

Bölüm Doktorlarımız

Daha fazla oku...

Koroner ByPass

Koroner arter bypass ameliyatı, en sık yapılan kalp ameliyatı tipidir. Kalbi besleyen damarlar olan koroner arterler zaman içinde çeşitli risk faktörleri (bakınız koroner kalp hastalığı) ile de etkilenerek daralabilir ya da tamamen tıkanabilirler.

Damarların bu şekilde tıkanmasına koroner arter hastalığı denir. Koroner arter bypass ameliyatı ile tıkanan damara yeni bir damar ilave edilerek kan akımına yeni bir yol açılmış olur. Böylece kalp, ihtiyacı olan kanı bu yeni damar aracılığı ile alarak uygun şekilde çalışmasına devam edebilir.

Koroner Bypass Ameliyatı Kimlere Uygulanır ?

Koroner arterlerin daralmalarında tedavi için 3 seçenek söz konusudur.

Bunlar;
1.İlaç tedavisi,
2.Koroner balon anjioplasti ve/veya stent uygulamaları ile
3.Koroner bypass ameliyatıdır.
Hangi tedavi şeklinin seçilmesi gerektiğine, hastalığın durumuna göre kalp cerrahi ve kardiyologtan oluşan ortak konseyce karar verilir.

Koroner bypass operasyonu genellikle şu durumlarda yapılır:

1. Sol ana koroner arter darlıkları.
2. Birden fazla koroner arterde kritik darlık.
3. Koroner arter hastalığı nedeniyle kalbin kasılma gücünün bozulması.
4. İlaç tedavisine rağmen devam eden göğüs ağrısı.

Günümüzde koroner arter bypass cerrahisi için halen tamamen hastanın kendi atar veya toplardamarları kullanılmaktadır. Bu konuda çok çalışmalar yapılmasına rağmen halen koroner bypass için kullanılabilecek yapay damar yoktur.

Bypass İçin Kullanılan damarlar :

1.IMA (Internal mamarian arter): En sık tercih edilen ve yıllar içinde açık kalma oranları en fazla olan damardır. Göğüs kemiğinin (sternum) hemen altında sağlı sollu seyreder, normalde memeyi ve göğüs duvarını besler.
2. Radial arter: Ön kolun dış tarafında seyreden önemli bir atardamardır.
3.Safen ven : bacak toplardamarı olarak bilinir. IMA dan sonra en sık tercih edilen damardır.
4.Diğer: İnferiyor epigastrik arter (internal iliak arterin dalıdır), Gastroepiploik arter (mideyi besler)

Koroner arter bypass cerrahisi deneyimli bir ekip tarafından ileri teknoloji kullanarak güvenli bir şekilde yapılabilmektedir. Dünyada ve ülkemizde cerrahi ölüm oranları neredeyse % 1 lerin altına inmiştir.
Koroner arter bypass cerrahisinde hastanın ameliyat öncesi değerlendirilmesi büyük önem arzetmektedir. Ek risk faktörlerinin tespit edilerek bunlara ait olası komplikasyonları öngörerek tedbirlerin önceden alınması ameliyatın başarısını tayin eder.

Diğer bir önemli faktör ameliyatın zamanlamasıdır. Koroner anjio sonrası cerrah ve kardiyolog beraberce hastanın anjiosuna göre tedaviyi planlarlar. Bazı durumlarda örneğin yeni geçirilmiş bir kalp krizi mevcut ise hasta bir süre dinlendirilir, hemen ameliyat uygulanmaz. Bazen de sol ana koroner darlığında olduğu gibi hasta en kısa sürede hazırlanır ve ameliyata alınır.

Koroner bypass ameliyatı bir açık kalp ameliyatıdır. Yani kalbiniz bypassların yapıldığı dönemde özel yöntemlerle durdurulur ve bir kalp Akciğer makinasına bağlanır. Bu süreçte başta beyin olmak üzere diğer organlar kalp Akciğer pompası sayesinde kanlandırılırlar. Bypasslar bittikten sonra kalp yeniden çalıştırılır. Son yıllarda gelişen teknolojik imkanlar ve artan deneyim sayesinde Bypass ameliyatlarını kalbi hiç durdurmadan çalışır vaziyette de yapabilmekteyiz (Beating Heart). Bu hem ameliyat süresini kısaltmakta ve hem de olası komplikasyonların oranını düşürmektedir. Teknik olarak; kalp yardımcı cihazlarla anastamoz yapılacak böygeyi hareketsiz hale getirir ve böylece kalp durdurulmadan anastamozlar yapılır. Elbette hangi tekniğin kullanılacağı hastaya göre karar verilir.

Ameliyattan sonra hastalar yoğun bakıma alınırlar birkaç saat sonra solunum cihazından ayrılırlar ve ertesi gün servisteki odalarına çıkmış olurlar. Ek risk faktörü fazla olan hastalar elbette yoğun bakım tedavileri tamamlandıktan sonra servise alınırlar. Herhangi bir önemli komplikasyon gelişmeyen hastalar da 5-6. gün taburcu edilmektedir.

Daha fazla oku...

Kalp Kapağı Hastalıkları ve Tedavisi

Kalp içerisinde kanın bulunduğu dört adet odacık bulunmaktadır. Bunlardan ikisi sağ ve diğer ikisi ise sol kalp yarımında bulunmaktadır. Kalbe gelen kan ilk önce sağ atriuma(9) gelir ve buradan trikuspit(15) kapak aracılığı ile sağ ventriküle(10) geçer. Sağ ventrikülden pulmoner kapak(17) vasıtasıyla oksijenlenmesi amacıyla akciğerlere geçiş yapar. Oksijenden zenginleşen kan, kalbin sol tarafında bulunan sol atrium(11) bölümüne gelir ve mitral kapaktan(16) geçerek sol ventriküle(13) dökülür. En son olarak kalbin her kasılmasıyla aort kapaktan geçerek vücudumuza gönderilir. Kapaklar kanın ileri doğru gönderilip geri kaçmasına engel olan yapılardır. Kanın ileri doğru gitmesini engelleyen veya geri kaçmasına neden olan durumlarda ise kalp üzerine yük binmekte, hem kalp hem de kana ihtiyacı olan organlarda sorunlar çıkmaya başlamaktadır.


  • Romatizmal ateş
  • Enfeksiyöz Endokardit
  • Kalp kası hastalıkları (kardiyomiyopati)
  • Hipertansiyon
  • Mitral Kapak Prolapsusu(MVP): Mitral kapakçıkların kalp hareketleri ile sol atriuma geri kaçmasıdır.
  • Fibrokalsifik dejenerasyon
  • Kapak anulus genişlemesi (bağ dokusu hastalıkları,aort anevrizmaları, tümörler, bazı ilaçlar)

Kapak hastalıkları belirtileri nelerdir?

 

  • Yorgunluk
  • Çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bacaklarda şişlik
  • Emboli(pıhtı)
  • Felç
  • Ritm problemleri

Kapak hastalıklarının türleri nelerdir?

Aort kapak darlığı:
Romatizmal ateş, ileri yaşa bağlı dejenerasyon, doğumsal biküspit aort hastalığı (doğuştan aort kapağının 3 yaprakçık yerine 2 yaprakçık şeklinde olması. Aort darlığının tedavisinde uygulanan açık kalp ameliyatında yapısı bozulmuş olan kapağın yerine metalik  veya biyoprotez  kapak yerleştirilir. Metalik kapak kullanımı sonrasında ömür boyu kan sulandırıcı ilaçların kullanımı gerekmektedir. Aort kapağının yapısının bozuk olduğu kimi durumlarda (hastanın yaşının genç olması, hamilelik beklentisi veya kan sulandırıcı ilaç kullanmasının sakıncalı olduğu durumlar) ise biyoprotez kapak ile replasman veya kapak tamiri yöntemleri uygulanabilir. Her iki durumda da bir süre sonra tekrar operasyon geçirilmesi ve metalik kapakla değişimin yapılması gerekebilir. Aynı seansta birden fazla kapağa mühahale edilebileceği gibi beraberinde koroner bypass gibi ek cerrahi girişimler de uygulanabilir.

Aort kapak yetmezliği:

Marfan sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları, aort anevrizmaları, travma, kardiyomiyopati gibi hastalıklardan sonra ortaya çıkar. Aort darlığından farklı olarak kalbin ileri doğru gidişinde kısıtlama olmamakla beraber kalp atımından sonra kan geriye sol ventrikül içine döner. Bu hastalıklar ile ortaya çıkan yetmezlik durumunda uygulanan açık kalp cerrahisinde de, aort kapak aynı stenozda olduğu gibi metalik, biyoprotez kapaklar ile replasman yapılır. Ayrıca kapakların fonksiyonel yetmezliği durumunda tamir ve kapak koruma yöntemleri uygulanabilir.

Darlık ve yetmezliğin beraber olduğu durumlar Özellikle romatizmal ateş hastalığından sonra sıklıkla stenoz ve yetmezlik bir arada bulunabilir.Tedavi prosedürleri aort stenozu ve yetmezliğinden farklı değildir.

Mitral kapak darlığı:

Romatizmal ateş hastalığından sonra en sık görülen kapak hastalığıdır. Mitral kapak darlığı tüm kapak hastalıkları içerisinde en sık görülen bozukluktur. Kanın sol atriumdan sol ventriküle geçişinde problem olduğu için kanın ileri gidişi engellenmektedir. Buna bağlı olarak nefes
darlığı, çarpıntı,ritm problemleri, emboli, kalp yetmezliği bulguları ortaya çıkabilir. Mitral
kapak darlığının açık kalp ameliyatı ile tedavisinde metal kapak, biyoprotez kapak ile değişim (replasman) veya kapağın değiştirilmeden tamir edilmesi yöntemleri uygulanabilir.. Biyoprotez kapağın kan sulandırıcı ilaç kullanmama avantajı çok önemlidir fakat mekanik kapak kadar dayanıklılığa sahip değildir. 10-15 sene içinde biyoprotez kapak bozulmasına bağlı tekrar ameliyat gerekebilir.

Mitral kapak yetmezliği:

Romatizmal ateş, mitral prolapsus, korda rüptürü, enfektif endokardit, iskemi sonrası ortaya çıkabilir. Mitral kapak yetmezliğinde kanın kalp içerisinde göllenmesi nedeniyle kalp üzerinde yüklenme oluşur. Mitral kapak yetmezliğinin nedenine göre aynı mitral stenoz ameliyatlarında olduğu gibi mekanik kapak, biyoprotez kapak ile replasmanı yapılabilir. Aynı şekilde kan
sulandırıcı kullanması sakıncalı olan veya mitral kapağın anatomik olarak yapısının sağlam olduğu ancak kapağın kapanmasına engel olan durumlarda (ileri hipertansiyon ile kalp kasında büyüme, korda rüptürü, iskemi vb) mitral kapak tamiri ameliyatı uygulanabilir. Tamir esnasında “ring” adı verilen kapak benzeri cihazlar kullanılır ve ameliyat sonrası kısa dönem düşük doz kan sulandırıcı kullanılabilir.

Mitral kapak prolapsusu:

toplumda %1-2 oranında görülür ve özellikle genç bayanlarda saptanmaktadır. Bu hastalarda ritm problemi çok sık görülür ve çok nadiren tıbbi tedaviye yanıt vermeyen durumlarda açık kalp operasyonu gerekebilir. Ameliyat olduğunda tedavi mitral kapak yetmezliği ameliyatında uygulanan yöntemlerin aynısıdır.

Kapak değişimi mi Tamir mi?

Kapak hastalığına sebep ne olursa olsun fonksiyonları bozulmuş bir kapak görevini yapamaz ve bu da kalbe zarar verir. Cerrahi olarak kalp kapağının fonksiyonlarını tam olarak yerine getirilmesi hastanın ameliyattan maksimum yararı sağlaması açısından önemlidir. Özellikle mitral kapakta olmakla birlikte diğer tüm kapaklarda hedef doğal kapağın korunarak tamir yöntemleri ile onarılmasıdır. Son yıllarda hem tanı yöntemlerindeki gelişmeler hem de bu konuda deneyimlerimizin artmasıyla uygun tamir yöntemleri ile kapak değişimi olmadan hastanın doğal kapağı tamir edilebilmekte ve çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki her kapak tamir için uygun olmayabilir. Bu durumda yukarıda bahsettiğimiz şekilde kapak ameliyatları uygulanır.

Diğer kapak hastalıkları:

Trikuspit ve pulmoner kapakların hastalıkları çok nadir olarak tek başına bulunmaktadır. Genelde aort ve mitral kapak hastalıklarına eşlik ederler ve tedavi edilirken bu hastalıklarla olan beraberliklerine göre plan yapılmaktadır. Özellikle trikuspit kapağın hastalığı diğer kapak hastalıklarına eşlik eder ve genelde yetmezlik şeklinde görülür. Tedavisinde ring annuloplasti operasyonu yapılabildiği gibi özel dikiş teknikleri ile de yetmezlik düzeltilebilir.

Kapak hastalıklarına eşlik eden diğer kalp hastalıkları:

Özellikle aort kapak stenozları ile beraber koroner arter hastalığı sık birlikte bulunmaktadır. Belli bir yaş grubunu geçen ve kapak hastalığı bulguları veren hastalara koroner arter sistemini değerlendirmek üzere koroner anjiyografi uygulanmaktadır. Saptanan koroner arter hastalığı olması durumunda aynı seansta kapak operasyonu uygulanırken koroner arter bypass operasyonu da uygulanabilmektedir. Bundan başka doğumsal kalp bozukluklukları, çıkan aort anevrizmaları da aynı seansta opere edilebilmektedir. Kapak ameliyatlarından sonra karşılaşılması muhtemel durumlar:Kapak ameliyatları için kalp cerrahları kalbi durdurmak ve ameliyat sahasını daha iyi görebilmek için bir takım araçlardan yararlanırlar. Bunlardan en önemlisi, kalp ve akciğer dolaşımını durdurmak amacıyla kullanılan kalp-akciğer makinesidir. Kalp ve akciğer makinesi, çeşitli tipleri olmakla beraber kendi çevresinde dönen pompalar, kanın dolaşımını sağlayan özel tüp ve boru sistemlerinden oluşur. Buna bağlı olarak kan bu sistemlerden geçerken bir takım değişikliklere uğrarlar. Çoğu geçici olmakla beraber ameliyat sonrasında kansızlık, ateş, yorgunluk oluşabilir. Ameliyat sonrasında geçici ruh hali değişiklikleri görülebilir. Enfeksiyon kapak ameliyatlarından sonra çok nadir görülen ama çok ciddi etkileri olan bir durumdur. Yara yerlerinde kızarıklık, akıntı, yara yeri ve genel vücut ağrıları olabilir. Kapak ameliyatlarından sonra geçici veya kalıcı ritm problemleri olabilir. Tüm bahsedilen yan etkiler genelde geçici olup, tedavisi mümkündür.

Daha fazla oku...