Sağlık Rehberi

Panik Bozukluğu Ruhsal Bir Rahatsızlıktır

Panik bozukluğu; yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 2-4 arasında değişen, en sık olarak geç ergenlik ile 30’lu yaşlar arasındaki dönemde başlayan, ruhsal bir rahatsızlıktır. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

Panik bozukluğu; “Yineleyen, beklenmedik panik atakları ve her an yeniden panik atağının olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma” ile kendini gösterir. Panik atağı sırasında “kalp krizi geçirip öleceği”, “aklını yitireceği” ya da “felç geçireceği” düşüncesiyle sürekli üzüntü duyma hissi oluşur. Ataklara ya da olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak bazı evden çıkamama, yalnız kalamama, işe konsantre olamama, araç kullanamama gibi davranış değişikliklerinin görülmesinin yanında sürekli ilaç, su ve şifalı bitki taşıma da panik bozukluğuna işarettir.

PANİK ATAĞI NEDİR?

Aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan, yoğun sıkıntı ya da korkunun yanı sıra, bir takım fiziksel belirtilerin de görüldüğü duruma panik atağı denir. Panik atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve genellikle 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Belirtilerin tamamının eşlik etmesi şart değildir. Bu belirtilerden 4 tanesinin varlığı panik atak tanısı koydurabilir.

PANİK BOZUKLUĞU NEDEN VE NASIL OLUŞUR?

Panik bozukluğunun oluşmasında iki etken vardır; 1- Beynimizdeki sinir hücrelerinden (nöronlar) salgılanan, duyusal ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen nörotransmitter adı verilen bazı maddelerin düzensiz salgılanması sonucu heyecan, korku, kaygı ve vücudumuzda tuhaf duyumlar şeklinde belirtiler oluşur. 2- Çoğu zaman, herhangi bir durum karşısında, vücudumuzda algıladığımız olağan bir duyumun

(çarpıntı, nefeste daralma, baş dönmesi gibi) yanlış yorumlanması sonucu (kalp krizi geçiriyorum, felç olacağım, aklımı yitiriyorum gibi) ortaya çıkan kaygı ve korku, belirtilerin daha da şiddetlenmesine ve gerçek bir tehlike altında olduğumuz düşüncesinin pekişmesine neden olarak panik atağını ortaya çıkarır.

PANİK BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ

Panik atağı ne kadar şiddetli olursa olsun, sağlıklı bir kişide kalp krizi, felç ya da aklını yitirmeye neden olmaz. Panik bozukluğu, tedavi edilebilir ruhsal hastalıklardan biridir. Tedavi yöntemleri; medikal tedavi (ilaç tedavisi) ve psikoterapidir. Çoğu zaman ikisi bir arada kullanıldığında çok daha etkilidir. Bazı durumlarda yalnızca psikoterapi yöntemi uygulanabilir.

Panik bozukluğunda kullanılan ilaçlar, beyinde bozulmuş nörotransmitter dengesinin kurulmasını sağlayarak, hastalığı tedavi ederler. Çoğu zaman bağımlılık yapıcı, günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyici yan etkileri bulunmamaktadır. İlaç tedavisinin en az 1 sene devamı, sonrasında hekim kontrolünde azaltılarak kesilmesi gerekmektedir.

Panik bozukluk tedavisinde bilişsel-davranışçı psikoterapi yöntemi kullanılır. Bu yöntemle hastanın panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır. Davranışçı yöntemlerle de, hastanın korktuğu ve kaçındığı durumlara aşamalı olarak maruz bırakılması sağlanarak korkularını yenmesi sağlanmaya çalışılır.

Bu gönderiyi paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir