Sağlık Rehberi

KVKK

KİŞİSEL VERİLERİNİZ KORUMAMIZ ALTINDA!

Değerli müşterilerimiz,

Özel hayatınızın gizliliğine saygı duyuyor ve önem veriyoruz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerinizi korumak amacıyla yürürlükte olan kanun* kapsamındaki kişisel verilerinizin kullanımı ve korunması ile ilgili haklarınız hakkında sizi bilgilendirmek istiyoruz.

 

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİNE İLİŞKİN AYDINLATMA METNİ

 

Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacıyla 7 Nisan 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) kapsamında Etimed Tıp Teknolojileri A.Ş. olarak, Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, yalnızca aşağıda açıklanan amaç ve kapsam dahilinde 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”), Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve ilgili diğer sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

 

I.İşlenen Kişisel Veriler

 

Başta sağlık verileriniz olmak üzere, kişisel ve özel nitelikli kişisel verileriniz: ad, soyad, T.C. Kimlik numarası ve/veya pasaport numarası ve/veya geçici TC Kimlik numarası, doğum yeri ve/veya tarihi, medeni hal, cinsiyet, sağlık güvencesi, meslek, sigorta kart numarası, iş yeri sicil ve/veya hasta kimlik numarası ile sizi tanımlayabilecek diğer kimlik verilerinizi; adres, telefon numarası, elektronik posta adresi ve sair iletişim verilerinizi, müşteri temsilcileri ve/veya hasta hizmetleri tarafından çağrı merkezi standartları gereği tutulan sesli görüşme kayıtları ile elektronik posta, mektup ve/veya sair vasıtalar aracılığı ile tarafımızla iletişime geçtiğinizde elde edilen kişisel verilerinizi; banka hesap numarası, IBAN numarası, kredi kartı bilgileri, faturalama ve fatura bilgileri gibi finansal verilerinizi; sağlık hizmetlerinin finansmanı ve planlaması amacıyla özel sağlık sigortasına ilişkin verileriniz ile Sosyal Güvenlik Kurumu gibi ödeyici kurum bilgisi verilerinizi; hasta tıbbi raporları, tanı verileri, biyometrik ve genetik veriler, laboratuvar sonuçları, test sonuçları, muayene verileri, doktor analiz ve yorumları, randevu bilgileri, reçete bilgileri dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ve/veya bunların bir sonucu olarak elde edilen her türlü sağlık bilgileri ile verilerinizi; anket, teşekkür, şikâyet mektupları, memnuniyet sonuçları gibi bildirimlerinizi; otoparkı kullanmanız halinde araç plaka bilginizi, Hastanelerimizde mevzuat gereği, ortak alanlarda sürekli kayıt halinde olan kamera kayıtlarından elde edilen görüntülerinizi, Etimed’e; ait tüm web siteleri ve online hizmetler aracılığıyla gönderdiğiniz ve/veya girdiğiniz sağlık verileriniz, IP adresi, çerez ve sair kişisel verileriniz, iş başvurusunda bulunmanız halinde bu hususta temin edilen özgeçmiş dâhil sair kişisel verileriniz ile hizmet akdiniz ile ilgili her türlü kişisel verilerinizi (“Kişisel Veri/Kişisel Veriler”) kapsamakta olup Etimed tarafından II. Maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmekte ve III. Maddede belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlara aktarılabilmektedir.

 

  1. Kişisel Veri İşleme Amaçları

 

Etimed tarafından Kişisel Veri/Kişisel Veriler’iniz aşağıdaki amaçlar dahilinde işlenebilecektir:

 

  • 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer sair mevzuatta yer alan hukuki yükümlülüklerimizi yerine getirme;
  • Kişisel Veri/Kişisel Verileriniz’in başkaları tarafından ele geçirilmesini engelleyebilmek adına kimlik tespiti ve doğrulama,
  • Kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi,
  • Hastane, Tıp Merkezi ve/veya Diş Kliniklerimizin iç işleyişi ile günlük operasyonların planlanması ve yönetilmesi,
  • Size özel ilaç ve/veya tıbbi malzeme ve/veya cihaz temini,
  • Randevu almanız halinde randevu hakkında sizi haberdar edebilme, bilgi sağlama ve/veya randevu hatırlatma
  • Risk yönetimi ve kalite geliştirme aktivitelerinin yerine getirilmesi,
  • Yasal ve düzenleyici gereksinimlerin yerine getirilmesi,
  • Mevzuat uyarınca Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile edinilen bilgileri paylaşma ve yanıt verme,
  • Hastane, Tıp Merkezi ve/veya Diş Klinikleri ile anlaşmalı olan kurum/kuruluşlarla hak sahipliğinizi sorgulama veya bu kurumlarla size sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin finansal mutabakat sağlanması,
  • Sağlık hizmetlerinin finansmanı kapsamında özel sigorta şirketleri başta olmak üzere anlaşmalı kurum/kuruluşlarca talep edilen bilgileri paylaşma ve kimlik doğrulama,
  • Sunduğumuz hizmetler karşılığında fatura tanzim etme,
  • Hastane, Tıp Merkezi ve Diş Kliniklerilerimizin sistem ve uygulamalarının veri güvenliği kapsamında tüm gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınması,
  • Size sunduğumuz sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla sağlık hizmetleri kullanımınızı analiz etme ve sağlık verilerinizi saklama, hizmetlerimize ilişkin soru veya şikayetlerinize yanıt verme,
  • Düzenleyici ve denetleyici kurumlarla, resmi mercilerin talep ve denetimleri doğrultusunda gerekli bilgilerin temini,
  • İlgili mevzuat gereği saklanması gereken sağlık verilerinize ilişkin bilgileri muhafaza etme,
  • İç politika ve prensiplerine uyum sağlama,
  • Sağlık hizmetleri almanızı takiben hasta memnuniyetinin ölçülmesi ve hasta memnuniyetinin artırılması
  • Sizlere özel tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin yürütülmesi ve faydalanmanızın sağlanması, hizmetlerimize ilişkin olarak bilgilendirme amacıyla sizinle iletişime geçilmesi
  • ve bunlarla sınırlı olmaksızın, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, geliştirilmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi, hasta memnuniyetinin arttırılması, araştırılması ve bağlı nedenler.

 

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri/Kişisel Verileriniz, Etimed’e ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

 

III. Kişisel Veri Aktarımı

 

KVKK ve ilgili sağlık mevzuatı uyarınca uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirlerin alınmasını sağlayarak, Kişisel Veri/Kişisel Verilerinizi II. Bölüm’de yer alan amaçlar doğrultusunda; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinin izin verdiği kişi/kurum ve/veya kuruluşlar; özel sigorta şirketleri, bankalar, sandıklar, vakıflar; doğrudan/dolaylı yurtiçi/yurtdışı hissedarlarımız, bağlı ortaklıklarımız ve/veya iştiraklerimiz; grup şirketlerimiz; denetçiler; danışmanlar; iş ortakları; faaliyetlerimizi yürütmek üzere sözleşmesel olarak hizmet aldığımız ve/veya hizmet verdiğimiz, işbirliği yaptığımız, yurt içi/yurt dışı kuruluşlar ile diğer gerçek ve/veya tüzel üçüncü kişilere aktarabiliriz.

 

  1. Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebepleri

 

Kişisel Veri/Kişisel Veriler’iniz; II. Bölüm’de belirtilen amaçlarla; Etimed bünyesinde yer alan sağlık kuruluşlarına gelişiniz esnasında ve/veya öncesinde ve/veya sonrasında; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, telefon, sms, mms vb. telekomünikasyon iletişim vasıtalarıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu sistemi üzerinden online olarak, özel sigorta şirketinden yararlanma halinde paylaşılan kayıtlardan, sağlık kuruluşlarımıza sevk ile gelişiniz durumunda ve/veya kendinizin iletmesi halinde, diğer sağlık kurum ve kuruluşlarının kayıtları üzerinden, gönderdiğiniz mailler (e-postalar), çağrı merkezi arama kayıtları, internet sitesi, sözlü, dergi abonelik formu gibi yazılı, basılı ve benzeri kanallar aracılığıyla toplanmakta ve fiziki ve dijital ortamda saklanmaktadır.

 

KVKK’ya uygun olarak, işbu Kişisel Verilerin Korunması Ve İşlenmesine İlişkin Aydınlatma

Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin, KVKK md. 7/f.1.’e göre işlenmesini gerektiren amaç ortadan kalktığında ve/veya mevzuat uyarınca verilerinizi işlememiz için zorunlu kılındığımız zamanaşımı/saklama süreleri dolduğunda, Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin silinecek, yok edilecek veya anonim hale getirilecektir.

 

V.Kişisel Veri Sahibinin Hakları

 

Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin Etimed Veri Sorumlusu sıfatı ile işlendiği ölçüde KVKK’nın 11. maddesi gereği, aşağıda yer alan “Kişisel Veri Bilgi Talep Formu”nu doldurup hizmet almış olduğunuz hastane adresine elden teslim ederek, noter kanalıyla göndererek, şahsınıza ait güvenli elektronik imza ile imzalanmış bir e-posta ile mail atarak yahut yine güvenli elektronik imza ile imzalanmış bir “Word veya PDF” uzantılı dosyayı kvkk@etimed.com.tr adresine e-posta ile göndererek;

  • Herhangi bir Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin işlenme faaliyetlerine ilişkin olarak bilgi talep etme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin işlenme amaçlarını öğrenme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin yurt içinde veya yurt dışında üçüncü kişi/kurum ve/veya kuruluşa aktarılmış olması durumunda bu kişileri/kurum ve/veya kuruluşları öğrenme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini/güncellenmesini isteme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması veya Etimed’in söz konusu verileri işleyebilmek için hukuki dayanağı veya meşru menfaatinin bulunmaması halinde Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin otomatik sistemler vasıtasıyla işlenmesi sonucu ortaya çıkabilecek aleyhte sonuçlara itiraz etme ve,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin kanuna aykırı bir şekilde işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde bu zararın tazmin edilmesini isteme hakkına sahipsiniz.

 

Etimed, talebin niteliğine göre talebi en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak yahut Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret mukabilinde sonuçlandıracaktır. Bu halde başvurunun Etimed’in hatasından kaynaklanması hâlinde alınan ücret iade edilir.

 

  1. KVKK uyarınca Kişisel Veri/Kişisel Veriler’in Açık Rıza Olmaksızın İşleyebileceği Haller:

 

KVKK’nın 5. maddesi ve Yönetmelik’in 7. Maddesi uyarınca, aşağıdaki hallerde açık rızanız aranmaksızın aşağıda belirtilen Kişisel Veri/Kişisel Veriler’iniz işlenebilir:

 

  • Kanunlarda açıkça öngörülen hallerde,
  • Fiili imkânsızlık nedeniyle veri sahibi olarak rızanızı açıklayamayacak durumda olmanız veya rızanıza hukuki geçerlilik tanınmayan hallerde kendinizin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için kişisel verinizin işlenmesinin zorunlu olması,
  • Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin işlenmesinin gerekli olması,
  • Bir hukuki yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için zorunlu olması,
  • Kişisel Veri/Kişisel Veriler’inizin tarafınızca alenileştirilmiş olması,
  • Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması,
  • Sahip olduğunuz temel hak ve özgürlüklerinize zarar vermemek kaydıyla, Etimed’in meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.
  • Kişisel sağlık verileri; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

VII. Kişisel ve/veya Özel Nitelikli Kişisel Verilere Dair Açık Onay:

 

Etimed e başvuranlar başvuru esnasında,  “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamındaki Onay Metnini” ad-soyad bilgileri ile birlikte imzalamak sureti ile kişisel /veya özel nitelikli kişisel verilerinin alınmasına, işlenmesine ve yurt içi/dışı aktarılmasına yasal düzenlenmenin öngördüğü kapsamda izin vermiş olacaklardır.  Internet sitemizden randevu alınması halinde, internet sitemizin kullanıcıları ve/veya diğer kişisel veri paylaşan kişiler, sitemizde yayımlanan “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamındaki Onay Metni”nin üzerine “tik” atmak sureti ile kişisel /veya özel nitelikli kişisel verilerinin alınmasına, işlenmesine ve yurt içi/dışı aktarılmasına yasal düzenlenmenin öngördüğü kapsamda izin vermiş olurlar.

Kişisel veriler bakımından gerekli izinler verilmediği takdirde, kişisel verilerin paylaşımı suretiyle verilebilecek ve hizmet alınan kişi veya şirketler ile kuruluşlardan hizmet alınamaması suretiyle hizmetin kısmen veya tamamen sunulamayacağı, başka bir anlatımla “kişisel veri işleme amaçlarında” belirtilen hizmetlerin kısmen veya tamamen sunulamayacağı önemle dikkate alınmalıdır. Zira, istinasi durumlar saklı kalmak kaydı ile, “kişisel veri işleme amaçlarında” belirtilen hizmetlerin sunulabilmesi  için kişisel verilerin temin edilmesinin, işlenmesinin ve aktarımının gerekli olduğu göz ardı edilmemelidir. Kişisel verilerin temin edilmesine, işlenmesine ve/veya aktarıma dair gerekli onayın verilmemesi nedeni ile “kişisel veri işleme amaçlarında” belirtilen hizmetlerin sunulamamasından doyalı ETİMED hiçbir sorumluluk kabul etmemekte ve ETİMED’in hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır.

 

 

Daha fazla oku...

Glokom Tedavisi | Göz Tansiyonu

 

6-12 Mart olarak belirlenen Dünya Glokom Haftasında göz tansiyonu yönünden kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın!

Tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybına neden olan ve halk arasında Göz Tansiyonu ya da Karasu olarak da bilinen Glokom, kırk yaşın üzerindeki her 40 kişiden 1’inde görülür ve hastalığın ortaya çıktığı 10 kişiden 1’inde total körlüğe neden olabilir.

 

Glokom(göz tansiyonu) hastalığı nedir?

Göz içindeki sıvı basıncının görmeyi sağlayan göz sinirine zarar verebilecek düzeyde olmasıyla ortaya çıkar. Zamanında tedavi edilmezse görme kaybına yol açar.

Belirtileri nelerdir?

Glokom’un en önemli özelliği sinsi seyirli olması ve hemen hiçbir belirti vermeden yavaş yavaş çevreden merkeze doğru görme kaybı yaratabilmesidir. Bazı hastalarda başağrısı, çevrede bazı bölgeleri görememe ve göz önünde renkli ışık haleleri görme gibi bazı belirtilerin erken dönemde farkedilebilmesine karşın çoğu hastada belirgin görme kaybı yaratıncaya kadar hastalığın varlığı anlaşılamaz.Göz tansiyonu tek kriter değildir ve göz tansiyonu normal ölçülen ve göz siniri hassas olan kişilerde de Glokom hastalığı görülebilir.

 

Hangi yaş grubunda görülür?

Glokom herkeste ve her yaşta görülebilir. Ancak, 40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde Glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, hipotansiyonu, miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar ve uzun süreli kortizon kullananlar Glokom’un daha sık görüldüğü grupta yer alırlar.

 

Tedavisi nasıl yapılır?

Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra bugün için tedavide amaç, göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Bu amaçla uygulanabilecek yöntemler ilaç tedavisi, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olarak üçe ayrılabilir. Glokom’da ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılmayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler de son yıllarda giderek artan oranda başarılı olmakta, sürekli ilaç kullanım zorunluluğunu da ortadan kaldırarak etkili tedavi sağlayabilmektedir.

Daha fazla oku...

Koklear Implant

 

Hastanemiz Kulak burun boğaz doktorlarımızdan Doç. Dr. Rıfat KARLI, 2 yaş 8 aylık doğuştan her iki kulağında ileri derecede işitme kaybı olan ve uygulanan işitme cihazlarından fayda görmeyen yabancı uyruklu kız çocuğunun sağ kulağına Koklear Implant (biyonik kulak) operasyonu başarı ile uygulandı.

Bölgemizde ilk koklear implant operasyonu ıraklı bir kız çocuğuna uygulandı.

Koklear implant doğuştan veya sonradan oluşan ileri derece  sensörinöral (iç kulak tipi) işitme kayıplarında konvansiyonel işitme cihazlarından fayda görmeyen olgulara uygulanan bir cihazdır.  Komplike bir kulak operasyonu ile iç kulağa takılan ve elektiriki esaslara göre çalışan bir iç kulak protezidir. Halk arasında Biyonik kulak olarak adlandırılan Koklear implant ameliyatında; kulak arkasından yapılan 3-4 cm lik bir kesi ile girilerek implantın iç parçası kafa kemiği üzerine yerleştirilir. Çok ince hassas elektrotları ise  iç kulakta koklea içine yerleştirilir. Ameliyattan sonra 3-5 gün arası hastanede kalınmaktadır. Yara iyileşmesi gerçekleştikten sonra  dış parçaları  tamamlanan sistem bilgisayarla programlanarak  hasta işitmeye başlamaktadır. Koklear implant dış parçası  gelen sesleri  mikrofonları yolu ile algılar. Sesi dışarıdan alarak kafatasının üzerine yerleştirlen iç parçasına  mıknatısla irtibatı sağlayan bir aktarıcı  yolu ile bu sesleri iletir. İmplantın iç parçasında ise bu sesler işlenerek frekanslarına uygun elektiriksel uyarıma dönüştürülür ve implantın elektrotları vasıtası ile iç kulaktaki hasarlı tüylü hücrelerin dibinde bulunan sinir hücrelerine  ulaştırır ve uyarır. Böylece işitme siniri uyarılmış olur. Oluşan bu sinir uyarımı daha üst merkezlere taşınarak işitme sağlanmış olur.  İşlemin başarısı için; hasta seçimi, cerrahi işlemin uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi ve ameliyat sonrası Cochlear Implant kullanıcısının uyumu ve eğitimi  çok önemlidir.

Bİzde kurumumuzda ve bölgemizde  ilk  defa olarak 2 yaş 8 aylık doğuştan her iki kulağında ileri derece işitme kaybı olan ve işitme cihazlarından fayda görmeyen  ıraklı bir kız çocuğunun sağ kulağına koklear implant (biyonik kulak ) operasyonunu  başarı ile uygulandık.

Daha fazla oku...

Migren ve Tedavisi

Baş ağrıları kişinin günlük yaşam kalitesini etkileyen, iş yükünü artıran, hatta iş yapılamaz hale getiren önemli bir sorundur. Sıklığı ve şiddeti arttıkça kişinin ev ve iş hayatını olumsuz etkilemeye başlar. Çok farklı baş ağrıları vardır. Bunlardan en sık görülenlerden biri migren tipi baş ağrısıdır.

Migren genellikle tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısıdır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, günlük yaşamı en çok engelleyen kronik hastalıklar arasında yer almaktadır. Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 16’dır. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık görülmektedir. Hormonal olarak aktif olunan genç ve orta yaş dönemde migren sıklığı daha da artmaktadır. Her beş kadından birinde görülmektedir. Erkeklerde ise görülme oranı 10’da birdir. Ailesinde migren olanlarda daha sıktır. Migrenlilerin en az 4’te birinde ailede başka migrenliler de var. Migren daha sıklıkla 20-40 yaş arasında ortaya çıkar. Ancak çocukluk döneminde veya 50 yaşlardan sonra da görülebilir.

 

MİGREN ATAĞININ İŞARETLERİ

Migren tipi baş ağrılarında ağrı öncesinde ağrı atağının başlayacağını gösteren işaretler olabilir. Bunlar; esneme, sık idrara çıkma, bulantı, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, özellikle tatlı olmak üzere bazen yemek yeme isteğidir. Bu belirtilerden saatler, hatta bazen birkaç gün sonra migren ağrısı başlayabilir.

 

Migrenlilerin yaklaşık 5’te birinde ‘aura’ dediğimiz bir dönem vardır. Bu döneminde kişi görme alanında zikzak renkli çizgiler, parlak ışıklar görmeye başlar. Görmesi bulanıklaşabilir. Bazen de bir kolda, yüzde uyuşma hissedilebilir. Belirtiler ortalama 30-45 dakika devam eder. Bu dönem biterken sıklıkla şiddetli migren ağrısı başlar. Nadiren ağrılar başlamadan sadece auralar da görülebilir.

EĞİLİP KALKINCA ŞİDDETLENİYOR

Migren ağrısı genelde göz arkasında, oyucu, yarım, zonklayıcı karakterde, bulantı ve kusmanın

eşlik edebildiği ağrıdır. Ancak her migren ağrısı yarım değildir, yüzde 40 migrenlide ağrı tüm başı tutabilmektedir. Ağrı bazen de bir gözün etrafında başlar ve enseye doğru yayılır. Migren ağrısının en temel özelliklerinden biri de ağrının eğilip kalkma, yürüme ve merdiven çıkma gibi hareketler ile şiddetlenmesidir. Ağrıya sıklıkla bulantı, kusma,  ışıktan ve sesten rahatsız olma ile çok nadiren bir tarafta uyuşma veya kuvvetsizlik eşlik edebilir. Hastalar bu dönemde yemek yemek istemez; ışık, gürültü ve kokulardan çok rahatsız olduğu için genellikle loş, sessiz bir odada istirahatı tercih eder. Uyuyabilirse çoğu hastada ağrı hafifler ve geçer.

MİGRENİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  • Parlak ışık veya titreyen ışıklar
  • Basınç değişiklikleri, hava durumu değişiklileri
  • Lodos, aşırı sıcak
  • Düzensiz uyku. Uykusuzluk ya da aşırı uyuma migreni tetikleyebilir.
  • Uçak yolculukları
  • Hava kirliliği, sigara dumanı
  • Kadınlarda hormonal değişiklikler (âdet dönemi kötü kokular, bazen parfüm kokuları
  • Ruhsal durum değişiklikleri, bazen üzüntü bazen de sevinçli durumlar migreni tetikleyebilmektedir.
  • Gürültü
  • Açlık, örneğin Ramazanda migren tetiklenebilmektedir.
  • Bazı yiyecek ve içecekler (çikolata, kabuklu kuruyemiş gibi kişiye göre değişen)

HER TEDAVİ KENDİNE ÖZGÜDÜR

Migren tanısı için özel bir tetkik yoktur, tamamen kişinin öyküsüne dayanmaktadır. MR ve kan tetkiklerini migren tanısı için değil, ayırıcı tanı için isteriz. Her migrenlinin tedavisi kendine özgüdür. Tedavide öncelikle migreni artıran nedenleri ortaya koymaya çalışırız. Tetikleyicileri ortadan kaldırabildiğimiz ölçüde azaltmayı öneriyoruz. Tüm bu önlemlere rağmen eğer kişi ayda bir iki migren atağı yaşıyor ise uygun ağrı kesiciler ve ek tedaviler öneriyoruz. Basit ağrı kesiciler ile geçmiyor ise o zamanda migren ağrısına özgü olan ve yüzde 90’a yakın oranda etkinlik gösteren triptan grubu ilaçları kullanmaktayız.

MİGREN TEDAVİSİ

Ağrılar şiddetli ve ayda 4-5’ten fazla ise atak gelmesini engelleyici tedaviler uyguluyoruz. Bu tedaviler için tansiyon ilaçlarını, epilepsi ilaçlarını ya da depresyon ilaçlarını kullanabilmekteyiz. Bu ilaçları hastalarda tansiyon, epilepsi veya depresyon olduğu için değil; bu ilaçların bazılarının migren ağrısı sıklık ve şiddetini azaltma etkileri olduğu için kullanmaktayız. Migren katlanılmak zorunda olunan bir hastalık değildir. Nöroloji doktorunuza başvurarak tedavi olabilir yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.

Daha fazla oku...

Çocuklarda ‘’Plus Optix’’ ile Güvenli Göz Muayenesi

PLUSOPTIX ile 0-4 Yaş Arası Çocuklarda Göz Taraması Artık Çok Kolay!  

Yenidoğan bebeklerde  ve çocuklarda görülebilen göz hastalıklarında, erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.

Çocuklarda görme sorunları bebeklik döneminden itibaren başlayabilir.Halk arasında bebeklerde göz bozukluğu olmayacağı veya bebeklerin gözlük takamayacağı gibi bir inanış vardır. Bu doğru değildir, çünkü erken dönemde bir gözü veya her iki gözü ileri derecede bozuk olan bebekte görme yetisi iyi gelişemez bir veya iki gözde görme tembelliği oluşur. Kırma kusuru olan yani halk tabiri ile bozuk olan gözde oluşan bulanık görüntü nedeniyle çocuk beyni doğru ve net görmeyi öğrenemez. Görme gelişimi bittiğinde fark edilen görme azlığı 9 yaşına kadar fark edilmez ise tedavisi mümkün olmayabilir. Bu nedenle erken dönemde gözlük gerekebilir.

Bu nedenle, özelikle 0-4 yaş arasındaki çocukların mutlaka göz kontrolünden geçmesi gerekiyor.

Erken tanı ile teşhis edilen göz hastalıklarında tedavi şansı daha yüksektir.

Erken tanı için dikkat edilmesi gerekenler ;

*  Anne-babaların ilk bir aydan sonra bebeğin göz fonksiyonlarını takip etmesi, bebeğin kendileri ile göz kontağı kurup kurmadığına dikkat etmeleri gerekir.

* Bebek bu ilişkiyi kuramıyorsa veya gözünde dıştan fark edilecek bir renk ve şekil farklılığı varsa doktora başvurulmalıdır

* Prematüre bebeklerin doğumdan bir ay sonra rutin göz doktoru muayenelerinin başlaması önerilir.

*  Normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin ilk aydan sonra yapılan muayenesinde göz sağlığı normal bulunursa  4 – 6 ay sonra ayrıntılı muayene yapılmalıdır.

* Bebeklerin gözlerindeki şaşılık ve görme kusurları ilk aydan sonra bebek büyüdükçe ortaya çıkar. Bu dönemde kontrol edilmesi gerekir.

*Okurken ya da televizyon izlerken başını sürekli bir yöne çevirme

*Başını eğme

*Bir gözünü kapalı tutma

*Sık sık göz ovalama kırpma

*Gözlerini kısarak bakma

*Okur veya yazarken çok yakından bakma, satır kaydırma veya  parmakla takip etme

*Kısa sürede dikkat dağılması

*Sık baş ağrısı  şikâyetleri varsa çocuğunuzun gözü bozuk olabilir.

Daha fazla oku...

Orta Kulak İltihabı

İşitme organımız olan kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulaktan oluşmaktadır. Kulak kepçesi ve dış kulak yolu dış kulağı oluştururken, kulak zarı orta kulak ve dış kulağı birbirinden ayırır. Kulak zarının arkasında içinde kulak kemikçiklerini barındıran havalı bir boşluk olan orta kulak bulunur.

Orta kulak ve geniz arasında östaki tüpü bulunur. Östaki tüpünün görevi orta kulak basıncını dengelemektir. Ses dalgaları dış kulak yolu aracılığıyla kulak zarına ulaştığında kulak zarı titreşerek orta kulak kemikçikleri aracılı ile iç kulağa iletilir.

Orta kulak boşluğunda oluşan iltihaplara otitis media adı verilir. Sanıldığının aksine iltihaba neden olan mikroorganizmalar dış kulak yolu aracılığı ile değil; burun ve boğazdan östaki tüpü yoluyla orta kulağa ulaşır. Çocuklarda östaki tüpünün anatomisi erişkinlerden farklıdır. Geniş açılı ve daha kısadır. Bu nedenle orta kulak iltihapları çocuklarda daha kolay gelişir. Orta kulak iltihabı saatler içinde gelişebilen bir tablodur. Bu sırada orta kulak boşluğunda bir sıvı birikir ve kulak zarında gerginliğe neden olur. Bunun sonucunda kulak ağrısı oluşur. Ayrıca bu sıvı ses iletimini engellediğinden işitmede geçici bir azalmaya yol açar.

 

ÇOCUK VE BEBEKLERDE KULAK İLTİHABI

Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar kolayca orta kulak iltihabına yakalanırlar. Bebeklerin yatırılarak emzirilmesi ya da biberonla beslenmesi orta kulak iltihabına yakalanmalarını kolaylaştırır. Bu yüzden bebekler en az 45 derecelik bir açıyla oturtularak beslenmelidir. Çocukların kreş ya da okul ortamlarına girdiği ilk iki yılda da üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı olarak orta kulak iltihapları sık görülür.

Orta kulak iltihabı geliştiğinde bebekler huzursuzlaşır, iştahı azalır, dış kulak yolu girişine dokunulduğunda ağlarlar. Büyük çocuklar ve erişkinlerde ise kulak ağrısı ve işitme azlığı görülür. Bazen bu yakınmalara ateş eşlik edebilir. Eğer iltihap çok hızlı gelişirse orta kulak boşluğunda oluşan iltihaplı sıvı kulak zarını delerek kulak akıntısına yol açar. Bu durum ağrının azalmasına yol açar. Uygun tedavi ile bu deliklerin büyük çoğunluğu kapanır. Kulak akıntısı olan kulaklar sudan korunmalıdır. Banyoda kulak tıkaçları ya da vazelinli pamuk kullanılmalı, hekim izin verene kadar yüzmeden kaçınılmalıdır.

Orta kulak iltihapları doğrudan bulaşıcı bir hastalık olmamasına karşın eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşıcı olduğu unutulmamalıdır.

 

MUTLAKA BİR HEKİME GÖRÜNMELİ

Kulak ağrısı yakınması olan bir çocuk mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli ve ağrının nedeni ortaya konmalıdır. Eğer neden orta kulak iltihabı ise hekim uygun ilaç tedavisine başlayacaktır. İlaçların uygun dozda ve sürede kullanılması çok önemlidir. Genellikle orta kulak iltihapları 10-15 günde tümüyle düzelir. Ancak işitmenin tümüyle düzelmesi 3 haftayı bulabilir. Kulak zarının çok gerginleştiği ve ağrının çok olduğu kimi durumlarda hekim kulak zarına miringotomi denen bir kesi yaparak iltihabın boşalmasını kolaylaştırabilir.

Kulak ağrısı yakınması olan bir çocuk mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli ve ağrının nedeni ortaya konmalıdır. Eğer neden orta kulak iltihabı ise hekim uygun ilaç tedavisine başlayacaktır. İlaçların uygun dozda ve sürede kullanılması çok önemlidir. Genellikle orta kulak iltihapları 10-15 günde tümüyle düzelir.

Daha fazla oku...

Doğum Sonrası Eski Formunuza Dönebilirsiniz

 

Doğum sonrası anne için tam bir adaptasyon dönemidir. Anne bir yandan bebeği ile yeni bir hayata alışmaya çalışırken, diğer yandan da gebelik sürecinde vücudunda oluşan değişikliklerle yüzleşir.

Derideki çatlaklar aslında gerilmeye bağlı olarak cilt altı dokulardaki yırtıklardır. Bu yırtıklar için besleyici losyon-kremlerin kombine kullanımı faydalı olmaktadır. Yine karında göbek altında kalan çatlaklar karın germe operasyonu ile uzaklaştırılabilir.

Doğum sonrası göğüslerde hacim kaybı görülür. Göğüslerde küçülme veya sarkma ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda ise emzirme sürecinde büyüyen göğüsler sonrasında da büyük kalır. Küçük ve sarkma olmayanlarda uygun boyutta kullanılan “meme protezi” ile hem meme hacmi artırılır hem de sarkma etkileri giderilir. Sarkan memelerde ise “meme dikleştirme” ameliyatları tercih edilir. Meme dikleştirme ameliyatı ile aynı seansta meme protezleri de kullanılarak bir miktar büyütme de yapılabilir. Gebelik sonrası memelerde oluşan büyüme kalıcı ise “meme küçültme” ameliyatları tercih edilir. Meme ameliyatlarını takiben anne ortalama 10 gün içerisinde günlük yaşamına dönebilir. Gebelik sonrası hormonal değişimler ve dolayısıyla memelerin son halini alması 1 yıl kadar sürdüğünden bu süre dolmadan ameliyat olmak uygun değildir. Yine emzirme dönemi bitene kadar meme ameliyatları uygun değildir.

PÜRÜZSÜZ VE GERGİN BİR KARIN

Gebelik sonrasında özellikle göbeğin alt kısmında görülen sarkma, gevşeklik, çatlaklar ve karnın tümünde görülen şişlik anneleri rahatsız eden sorunların başında gelir. “Karın germe” işlemi sırasında sarkan deri özellikle göbek altında yoğunlaşan çatlaklar ile birlikte çıkarılıp, orijinal göbek korunarak hastaya daha yeni bir göbek deliği oluşturulmaktadır. Karın germe işlemi sonrasında oluşan ameliyat izi bikini altında kalacak kadar aşağıda ve gizli planlanır. Aynı seansta yapılacak “Liposuction” işlemi de bölgesel yağlanmalardan kurtulmayı sağlayacaktır. Karın germe işlemi sonrasında anneler 2-3 hafta içerisinde günlük yaşamlarına dönebilirler.

İNCELİRKEN SIKILAŞIN

Doğum sonrası verilen kilolara rağmen karın, basen, bel, sırt, diz içleri, bacak içi yağlanmalarının tedavisinde liposuction en başarılı tedavi yöntemidir. Kısa sürede iyileşme ve düzelme sağlayan bu yöntemle doğum kilolarının son izlerinden kurtulabilirsiniz.

ÇATLAKLAR KÂBUS OLMASIN

Derideki çatlaklar aslında gerilmeye bağlı olarak cilt altı dokulardaki yırtıklardır. Bu yırtıklar için besleyici losyon-kremlerin kombine kullanımı faydalı olmaktadır. Yine karında göbek altında kalan çatlaklar karın germe operasyonu ile uzaklaştırılabilir.

 

YÜZDE OLUŞAN LEKELERE ÇÖZÜM

Kadınların çoğunun yüzünde gebelik döneminde lekeler oluşur. Bu lekeler gebelikte artan hormonların etkisi ile melanotropin maddesinin artması ile meydana gelir: Lazer ve peeling uygulamaları ile bunlara müdahale etmek mümkündür.

Daha fazla oku...

Burun Estetiği Rinoplasti

Yüzümüzün ilk bakışta göze çarpan ve en çok akılda kalan yeri burnumuzdur. Burun yüze kişilik ve karakter kazandırır. Burun şeklinden memnun olunmadığı durumlarda rinoplasti ile burun küçültebilir veya büyütebilir, burun ucunun veya kemerinin şeklini değiştirebilir, burun deliklerinin genişliği daraltılabilir veya burunla üst dudak arasındaki açı değiştirilebilir. Bu ameliyat ile dış görünüşünüz güzelleştirilebilir ve kendinize güveniniz artırılabilir. Aynı zamanda burun içi eğrilikleri gibi soluk almayı engelleyen bazı problemler de bu ameliyatla birlikte giderilebilir.

Yakın geçmişte estetik burun ameliyatı denildiğinde ilk akla gelen kemiği çökük, ucu kalkık ve delikleri büyümüş, estetik olduğu hemen belli olan bir burun şekliydi. Günümüzde geçerli olan estetik anlayış ise; yüz hatları ile uyumlu-orantılı olan ve ameliyat olduğu belli olmayan yani doğal burun elde etmektir. Günümüzün teknolojik imkânları sayesinde yüz görüntüsü dijital fotoğraf makinesi ile bilgisayara alınabilmekte ve bu fotoğrafın üzerinde değişiklikler yapılıp ameliyat sonrası hali görüntü olarak elde edilebilmektedir.

Doktorla hasta arasında, iyi bir iletişim esastır ve çok önemlidir. İlk görüşmede cerrah size burnunuzun neye benzemesini veya nasıl görünmesini arzu ettiğinizi soracak; burnunuzun ve yüzünüzün yapısını inceleyecek ve sizin için mümkün olan ihtimalleri anlata

caktır. Burun kemiklerinizin ve kıkırdaklarınızın yapısı, yüzünüzün şekli, cildinizin kalınlığı, yaşınız ve beklentileriniz temel tartışma konularıdır. Estetik burun ameliyatları için burundaki kemik ve kıkırdak gelişiminin tamamlanması beklenir. Bu bekleme süresi, genç kızlar için 16 yaş civarı erkekler için ise biraz daha geçtir. Ameliyat kararında gençlerin sosyal ve ruhsal uyumunu dikkate almak da önemlidir.

Estetik burun ameliyatı,  hastane ortamında ameliyathane şartlarında yapılan bir işlemdir. Genellikle hasta aynı gün evine dönebilir, bazı durumlarda da bir gün süreyle hastanede kalmak gerekebilir.

Buruna yapılacak müdahale çok küçük ise lokal anestezi (iğne ile uyuşturma) tercih edilebilir, ancak genellikle burun estetiği ameliyatı genel anestezi (tamamen uyuma) ile yapılır. Ameliyat bir veya iki saat kadar sürer.  Bütün dikişlerin burun içinde kaldığı kapalı teknik veya burun-dudak birleşim yerinde dikiş olan açık teknik kullanılabilir.

Ameliyat tamamlandığında burun üzerine yeni şeklini koruması için plastik bir atel uygulanır. Bunun dışında estetik ameliyatlarda tampon ya da başka bir pansuman yerleştirilmemektedir. Eğer burun hava yollarına da müdahale edilmiş ve burun içi eğrilikleri de düzeltilmişse tampon yerleştirmek gerekebilir.

Ameliyattan sonra ilk 24 saat boyunca yüz bölgesi şiş hissedilir, burun ağrıyabilir veya hafif bir baş ağrısı olabilir. Gözlerin etrafında morarma ve şişlik oluşur ve 2-3 gün sonra daha belirgin hale gelir, bunların çoğu ilk hafta içerisinde kendiliğinden kaybolur. Ameliyattan sonraki ilk birkaç gün boyunca, genellikle burun deliklerinden çok hafif birsızıntı olur ve birkaç hafta da burnunuzda hafif tıkanıklık hissedebilirsiniz. Şayet burun içinde tampon varsa, birkaç gün sonra alınacak ve kendinizi çok daha rahat hissedeceksiniz. Bir veya bazen ikinci haftanın sonuna doğru tüm pansumanlar ve burnunuzun üzerindeki alçı atel alınmış olacaktır.

Estetik burun ameliyatı olan hastaların çoğu iki gün içerisinde ayağa kalkıp dolaşırlar ve ameliyattan bir hafta sonra okula veya çok yorucu olmayan iş hayatına dönebilirler. Bununla beraber, yüksek efor gerektiren hareketlerden (koşma, yüzme, jimnastik gibi) iki ila üç hafta kaçınmanız, 8 hafta süreyle burnunuzu darbe veya çarpmalardan korumanız, ovuşturmaktan ve güneşte yakmaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat sonrası ilk 3 ay gözlük takılmamalıdır.

Ameliyatı takip eden günlerde yüz şiş ve bereli iken, hastaların çoğu bir süre kendisini iyi hissetmez ve moralleri bozuk olur. Bu oldukça normal ve anlaşılabilir bir durumdur. Her geçen gün burun daha güzel görünmeye başlar ve hastaların morali yükselir. Bir veya iki hafta sonra hastaların yeni ameliyat oldukları belli olmaz.  Ancak iyileşme süreci devam eder. Özellikle burun ucunda olmak üzere, dışarıdan bakıldığında farkedilmeyen şişlikler belki aylar boyunca devam edecektir. Estetik burun ameliyatının gerçek sonucu belki de bir yıl veya daha uzun bir süre boyunca ortaya çıkmayacaktır.

Ameliyat sonrası aileniz veya arkadaş çevresinden beklenmedik tepkiler alınabilir. Burnunuzda bir değişiklik görmediklerini söyleyebilirler veya özellikle ailevi veya etnik bir özellik olarak gördükleri bir şeyi değiştirildiyse, biraz gücenmiş olabilirler. Aile ve arkadaş çevresinin yeni burun şekline alışması için iki hafta gereklidir. Bir süre sonra birçok insan hatta aile üyeleri bile eski burun şeklini unutur ve sadece fotoğraflarla hatırlamak mümkün olur.

Daha fazla oku...

Bebeğiniz neden sürekli ağlıyor ?

Yenidoğan bebeklerde en sık rastlanan sağlık problemlerinin başında “kolik” geliyor. Kesin nedeni tam olarak saptanamayan kolik sebebiyle bebekler, gün içerisinde saatlerce ağlayarak anne ve babasına zor anlar yaşatabiliyor.

Kolik, bebeğin bağırsak sisteminin tam olgunlaşmaması ya da gelişmekte olmasından da kaynaklanabilir. Annenin sigara içmesi, yaşının ileri oluşu ve ilk bebek olma durumu diğer risk faktörleri arasında yer almaktadır. İnek sütü protein alerjisi ve diğer alerjiler de kolik konusunda suçlanmaktadır.

Koliğin ana belirtisi ağlama krizleridir. 3 ayın altındaki bir bebekte adeta durdurulamayan ağlama krizleri günde en az üç saat sürebilir. Bu tablo, haftada üç gün ve ayda üç haftaya yayılmaktadır. Genelde bu bebekler, akşam saatlerinde ve hemen hemen aynı saatlerde ağlarlar. Ağlama sırasında yüzleri kızarır, karınları belirgin olarak şiştir ve bacaklarını karınlarına doğru çekerler. Bazen kendilerini arkaya doğru atar gibi bazen ellerini yumruk yaparak bazen de bacaklarını tekme atar gibi hareketler yaparak ağlayabilirler.

DÖRDÜNCÜ AYA DOĞRU DÜZELİR

Kolik, genelde 4. aya doğru düzelir. Tedavisi içinse birçok alternatif bulunmaktadır ancak bunlar tüm bebeklerde aynı oranda etkili olmamaktadır. Tedavi seçeneklerinin ana başlıkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin diyetinin düzenlenmesi,
  • Mama ile beslenen bebeklerde uygun mamaların seçilmesi,
  • İlaç tedavisi (Gerekmedikçe kullanılmamalı veya endikasyon iyi konulmalı)
  • Probiyotikler (Faydalı bazı bakterilerin kullanılmasıdır)
  • Bitki özleri
  • Kayropraktik tedavi
  • Masaj

 

KALICI BİR HASARA YOL AÇMAZ

Kolik, bebeklerde kalıcı bir hasara yol açmaz. Ancak infantil kolik tarzında ağlama krizleri olan bebekler, en az bir kez doktor muayenesinden geçmeli ve başka bir hastalık nedeni ile ağlamadıkları kanıtlanmalıdır. Bazen tek bir doktorun dediğiyle yetinmeyen aileler, bebeklerini hastane hastane gezdirmekte ve bu süreç bebeği daha çok yıpratmaktadır. Bebekte kilo alamama, halsizlik (emmeme), kusma, ishal, ateş, isteksizlik veya kabızlık yoksa genelde herhangi bir tetkike gerek yoktur.

Kolik bir hastalık değildir. Bu, bebek gelişiminin ana aşamalarından birisidir.

 

AĞLAMA KRİZİ SIRASINDA NE YAPMALI?

  • Mümkün olduğunca sakin olun, gerilmeyin.
  • Güler yüzle bebekle göz teması kurmaya çalışın.
  • Bebeğinizi bağrınıza basarak karnını ısıtın. Bunu ütü ile ısıtılmış bez ya da ısıtma pedleri ile de yapabilirsiniz.
  • Bulunduğunuz odada sakinleştirici müzikler açın.
  • Bebek emziği kullanın.
  • Rezene ve nane gibi bitki çayları içirmeyi deneyin.
  • Su ve süpürge sesi bazı bebeklerin hoşuna gidebilir, unutmayın.
  • Son seçenek olarak bebekle birlikte ufak bir araba yolculuğuna çıkın.
Daha fazla oku...